Nisan 2018 tarihinde Complementary Therapies in Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışma dikkati çekmektedir. Bu makalede 60 randomize kontrollü çalışmanın sistematik bir gözden geçirilmesi sonucunda osteoartrit gibi dejeneratif hastalıklarda kısmen etkili bulunurken, romatoid artrit gibi inflamatuar hastalıklarda etkili olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin etkinliği konusunda daha kesin kanıtlar için daha geniş örneklem büyüklüğüne sahip daha fazla araştırma gerekli olduğu kanaatine varmışlar (1).

Tamamlayıcı ve alternatif tıp, geleneksel tıbbın bir parçası olarak düşünülmeyen ve tıp doktoru ve osteopatik tıp doktoru veya sağlık profesyonelleri tarafından uygulanan çeşitli tıbbi ve sağlık sistemleri, uygulamaları ve ürünleri olarak tanımlanmıştır. Tamamlayıcı ve alternatif tıp neleri içermekte olduğuna baktığımızda ülkeden ülkeye değişmekle birlikte oldukça geniş bir grup tedavi ve uygulamaları içermektedir.

Tamamlayıcı ve alternatif tedavi sıklığı gerek sosyal çevre ve medyanın etkisi ile de giderek artmaktadır. Son dönmelerde bazı sağlık profesyonellerin modern tıbbın ve ilaçların sadece zararlarını göstererek, tamamlayıcı ve alternatif tıp tedavilerini ön plana çıkartmaya çalışmaktadır. Bunun sonucunda hastalar takip eden doktorlara bilgi vermeden tamamlayıcı ve alternatif tedaviler kullanmaktadır. Hatta bazı hastalar mevcut ilaçlarını bırakarak, sadece tamamlayıcı ve alternatif tedavilere yönelmektedir.

Ülkemizde ise 2012 yılında Turkish Journal of Rheumatology dergisinde yayınlanan bir çalışmada romatolojik hastalığı olan Türk hastalarında tamamlayıcı ve alternatif tedavi kullanımı araştırılmış. Bu araştırmaya göre hastaların yaklaşık yarısı en az bir tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemini tecrübe etmiş̧. En sık kullanılan tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri beslenme değişiklikleri (%28,9) ve vücut temelli (%16,4) uygulamalar olduğu saptanmış.  İnflamatuar romatizmal hastalığı olmayanlar, olanlara oranla daha fazla tamamlayıcı ve alternatif tedavileri kullanmışlar. Tamamlayıcı ve alternatif tedavi kullananların %26,5’i tedavi ve uygulamalardan memnun kalmasına karşın %73,5’i çok büyük oranda yetersiz ya da etkisiz olduğunu düşünmekteymiş. Bu hastaların çoğunluğu yakınları veya kitle iletişim araçlarının etkisi sonucu tamamlayıcı ve alternatif tedaviye başvurmuştur. Hastaların sadece %13,6’sı hekimler tarafından yönlendirilmiş (2).

Dünyada da tamamlayıcı ve alternatif tıp tedavi uygulamaları oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada telefonla görüşülen 1500 yetişkinin %33’ü tamamlayıcı ve alternatif tedavi kullandığı tespit edilmiş (3). Bu oran 7 yıl sonra %42’ e yükselmiştir. Kronik romatizmal hastalığı olan hastaların çoğunluğu tamamlayıcı ve alternatif tedaviler kullanmaktadır (4). Diğer sanayileşmiş ülkelerde de tamamlayıcı ve alternatif tedavi alan hastalar %25-60 gibi oldukça fazla orandadır. Sanayileşmemiş ülkelerde ise tamamlayıcı ve alternatif tıp içinde bulunan geleneksel tedavilerin öncelikli olduğu dikkat çekmektedir (3).

Bu hastalar niçin bu tedavilere yönelmektedir? Tamamlayıcı ve alternatif tedaviler kullanımını motive eden faktörler neredeyse onları kullanan hastalar kadar çeşitlidir. Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerini kullanma kararlarına katkıda bulunan sayısız faktör olmasına rağmen, hastalar genellikle şunları belirtmektedir:

Yapılan araştırmalara göre tamamlayıcı ve alternatif tedavi alan hastaların üçte ikisinden fazlasının aldığı tedavi ile ilgili olarak doktorlarına bilgi vermedikleri saptanmıştır. Bu hastalar bununla ilgili olarak şunları belirtmektedirler:

Hastanın mevcut ilaç tedavisine ek olarak veya ilaçları bırakarak aldığı tamamlayıcı ve alternatif tedaviler sonucu bazı ciddi sorunlarla ortaya çıkmaktadır. Bunları en sık görülenleri hastalık alevlenmeleri, ilaçların etkilerini azaltma veya yan etkilerini arttırma şeklindedir. Bu durumda romatoloji hastaları ile uğraşan hekimler olarak ne yapmamız gerekiyor?

Hastalar ve doktorlar arasındaki açık iletişim, kaliteli sağlık hizmeti sağlama ve en iyi sonuçları elde etmenin anahtarıdır. Bu nedenle:

Böylece hastanın önemli sorunlara neden olabilecek tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları konularında oluşabilecek zararları minimuma indirmek mümkün olacaktır (5).

Sonuç olarak tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları ülkemizde ve dünya başta romatizmal hastalıklar olmak üzere bir hastalıkta sıklıkla başvurulan bir tedavi seçeneğidir. Son dönmede medyanın ve bazı sağlık profesyonellerinde katkısı ile tıpta tüm araştırma ve gelişmeleri göz ardı ederek ve kötü uygulamaları öne çıkartılması ile tamamlayıcı ve alternatif tedavileri tam ve doğru tedavi olarak öne çıkarma gayreti göze çarpmaktadır.  Romatolojik hastalıklar ile uğraşan hekimler olarak hastanın sadece muayene ve laboratuvar sonuçlarından ibaret olmadığını göz önüne almamız gerekmektedir. Öncelikle hastaya hastalığını ve tedavisini anlatırken umutsuzluk ve karamsarlık aşılamaktan kaçınmalıyız. Hastanın beklentileri, hayat kalitesi, iş gücü durumu ve sosyal hayatı gibi durumları da değerlendirmemiz gerekmektedir. İlaçlarla tedavi dışında, beslenme alışkınlıklarının düzenlenmesi, vitamin ve mineral eksikliklerinin tamamlanması, egzersiz ve psikolojik destek gibi beklentilerinin karşılanması ve doğru yönlendirmemiz, hastanın kendisi için zararlı olabilecek bazı tedavi uygulamalarından kaçınmasına yardımcı olacaktır. Böylece hastaya bütünsel yaklaşarak tam ve doğru bir tedaviye yönlendirmek mümkün olacaktır.